Site Rengi

DOLAR 18,6414
EURO 19,5619
ALTIN 1.062,05
BIST 4.951,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 13°C
Az Bulutlu
Muğla
13°C
Az Bulutlu
Çar 13°C
Per 15°C
Cum 15°C
Cts 14°C

Kiziroğlu Mustafa Bey…

Turgutreis Gündem
Bodrum'un tarafsız, doğru, cesur, ilkeli yerel haber sitesi.

“Anadolu evimdir” diye başlayacağım yazıma, abartılı bulacaksınız, buna rağmen diyorum ki “Anadolu evimdir benim”, Yedi ilkim dört diyar karış karış bilirim her yanını desem inanın bana. Bilmek mümkün mü..? asla..! İnsanoğlu böyle egosantriktir işte bildiğini sanır ,hatta bir adım ötesine geçer kendini onunla özdeşleştirmeye bile kalkar, Halbuki görüp yaşadıklarınız,görmediğiniz yaşananların milyarda bile değildir…gençlik işte…el yumruğu yememiş insan kendi yumruğunu Hz Ali’nin gürzü sanıyor. 60 yıla merdiven dayamış tekaüt bir öğretmen olarak geriye dönüp baktığımda yokluklar,yoksulluklar,sürgünler,mahpusluklar,işkenceler el sallıyor sisli bir zaman perdesi arkasından. Bu yıl baharı göremem,”ölürüm dediğim anlar çok olmuştur bu çileli yıllarımda,ama insanoğlu dokuz canlı derler,doğruymuş ölmedim,her seferinde baharı kapıda elinde erken açmış çağla çiçekleri ile beni beklerken buldum. Ele avuca sığmaz bir “Köroğlu” idim ben,tek servetim babamın Köy enstitü mezuniyetinden bana miras kalan tahta bavuldu… Gittiğim her yerde kavga edecek,bir neden, kafası kırılacak biri mutlaka bulurdu beni, ..yoksa ben mi onları bulurdum..? “Ele avuca sığmaz bir Köroğlu idim”…Evet,evet gerçekten ele avuca sığmayan bir Köroğlu’ydum kelimenin tam anlamıyla. Ama bilindik bir metafordur Ön Asya coğrafyasında; “Her firavunun bir Musa’sı vardır”derler, daha bu sözün içeriğini içselleştirmeden hemen ardından “Her Musa’nın da bir asası vardır” derler. Bozkır ayazında kalmış fukara sümüğü gibi morarıp kalırsınız. “Köroğlu idim” dedim, hatta baba yadigarı Akpınar köy enstitü imali tahta bavuluma da “Kır at”metaforu iliştirdim. Olayı daha dallayıp budaklandırmadan,zülf-i yare dokunmadan neticeye bağlamalı. Günün birinde bizim de karşımıza bir “Kiziroğlu” çıktı ki, Köroğlu’nun ki devede kulak.. Köroğlu’nun, Kiziroğlu’su sıska,kavruk başı açık yalın yapak,bıyıkları terlememiş bir kızılbaş delisi, benim ki,selvi boylu al yazmalı bir dilber-i ahu. Köroğlu’nun Kiziroğlu’su,”ala paça ata biner, benim ki, bir kanatsız bir melek, Köroğlu’nun Kiziroğlu’su vurunca ortalık toz duman olur, benim ki, bakışı yürek yakar. Dedik ya;her Firavunun bir Musa’sı vardır,Köroğlu’na diz çöktüren Kiziroğludur. Bizi de zebun eden bir sürmeli yeşil göz,kehlibar belikli bir dilber-i Gülber oldu. Ben ilk darbede teslim oldum,öz eleştirimdir,Köroğlu düello etmeyi seçti. Hey hat…! Bazen yenilgiler ölümsüz kahramanların doğuşuna neden olur, Bazen de…. ** “Köroğlu karşısına dikilen onbeşlik delikanlıya, Kırat ise huysuz huysuz eşinen Alapaça’ya bakar. ikisi de rakiplerini ciddiye almaz, hem acır, hem kızarlar. Kesinlikle canlarını yakmak istemezler ama yine de bir ders vermeli, kulaklarını çekip, enselerine bir şaplak atmalıdırlar. Köroğlu kendinden emin bir şekilde “haydi” der, delikanlı “kolla kendini” diye haykırıp atını topuklar. Alapaça boşanmış yay gibi fırlar. Kırat son anda kenara sıçrar da ilk elde yenilmekten kurtulurlar. Ama daha kendilerine gelemeden Alapaça dönüp üzerlerine varır, yeniyetme veled gürzünü patlatır. Köroğlu tecrübesini konuşturup darbeden kurtulur ama kargısı elinden düşer, kalkanı boydan boya yırtılır. Kiziroğlu Mustafa bu fırsatı kullanmaz. Tutup kargısını yere atar, kalkanını taşa çalar. Köroğlu hayatı boyunca ilk kez ürperdiğini hisseder, ki yiğidin böylesi ile oyun oynaş olmaz. Nitekim Alapaça kartal hızıyla gelir ve bodoslama Kıratın böğrüne dalar. Köroğlu atıyla birlikte yuvarlanır ama sıçrayıp ayağa kalkar. Evet piyade dövüşen birinin süvariye, hele hele böylesi atı olan bir süvariye karşı hiç şansı olmaz ama Kiziroğlu Mustafa da atından iner, yayan yapıldak karşısına çıkar. Zor beyin zorlu oğlu Köroğlu, benzeri az bulunan bir silahşördür ama bütün darbeleri sıska çocuğun kılıcına toslar, meydan şakır şakır şakırdar, dört bir yana kıvılcım saçarlar. Bu kavga saatlerce sürer, ele sığmaz veled, Köroğlu’na yanağına burnuna ufak ufak kegibler atar, kâh bıyıklarını, kâh kaşlarını budar. Kiziroğlu Mustafa istediği anda hakimiyeti ele alabilecek kırattadır ki bunu Köroğlu da anlar. Nitekim genç yiğit bir ara güneşe bakar, “artık eğleşmesek iyi olacak” gibilerinden birşeyler mırıldanır ve Köroğlu’nun kılıcını dilim dilim doğramaya başlar. Kılıcı dört parmak kalınca Köroğlu kamasına sarılır. Delikanlı sakin sakin kılıcını kınına sokar ani bir hamleyle Köroğlu’nun bileğinden yakalar, sonra bi kafa, bi diz. Köroğlu’nu üstünden aşırıp yere çalar. Ünlü şaki son bir gayretle hançerine uzanır ama Kiziroğlu ondan evvel yetişir kabzaya basar. Artık akıbet aşikardır, Kırat acıyla gözlerini yumar. O güne kadar yenilgi yüzü görmeyen Köroğlu pes eder, kafasını yere koyar. Ancak boynunda soğuk bir çelik değil, omuzunda sıcak bir el bulur. Yeniyetme çocuk onu koltuklayıp kaldırır, pınar başına götürüp, yaralarını yıkar. Beraber abdest alır, birlikte namaza dururlar. Sonra… Sonra delikanlı bir kâğıt uzatır ki üstünde “bundan böyle asayişi bozmayacağım, Devlete kafa tutmayacağım, Sultana sadık kalacağım. Eğer emredilirse zalimlere, şakilere ve kara donlu kâfirlere karşı vazife almaya hazırım” yazar. Köroğlu hiç düşünmeden mührünü çıkarır ve altına basar. Sakın erkekler ağlamaz demeyin ağlar, hem nasıl ağlar! Birbirlerine abi kardeş gibi sarılır ve içli içli hıçkırırlar. Kiziroğlu Alapaça’ya binip kaybolur, Köroğlu düşüncelere dalar. “Ömür geldi geçiyor, sen nelerin peşindesin” diye muhasebe yapar. Peh peh peh… Hey hey hey! Vakit ilerleyince Köroğlu’nun hanımı Nigâr pencerelere koşar. Sahi en zorlu kavgalardan dakikada sıyrılan yiğidi nerelerde kalmıştır? Hoş, bu cılız çocuğa yenilecek değildir ya! Saatler ilerledikçe içi daralır, kâh seccadesini serer, kâh tespihine sarılır. Her şeye gücü yeten âlemlerin Rabbine (Celle Celalüh) sığınır. Köroğlu gecenin bir vakti gelir, kapıyı çalar, döndüğüne göre o haylazı haklamış olmalıdır ama yüzü sirke satar. Nigâr Hatun büyük bir merakla kavganın neticesini sorar. Köroğlu cevaben öyle bir türkü yakar ki hâlâ kulaklarımızda çınlar: Bir atı var Alapaça, peh peh peh! Mecel vermez, Kırat kaça, hey hey hey! Az kaldı ortamdan biçe Ağam kim, paşam kim? Nigâr kim, hanım kim? Kiziroğlu Mustafa Bey Bir Bey’in oğlu, Zor Bey’in oğlu. Bir fendinen geldi geçti, peh peh peh! Hışmı dağı deldi geçti, hey hey hey! Ağam kim..?, paşam kim… ? Nigâr kim, Hanım kim? / Kiziroğlu Mustafa Bey, Bir Bey’in oğlu. Zor Bey’in oğlu…” .

-c.biçer-

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.